Hiç Es Geçmek Ne Demek?
Bazen hayat, o kadar hızlı akar ki, birkaç dakika önce planladığımız şeyleri unuturuz. Bugün yapılması gerekenleri yarına bırakırız, bazen de o kadar uzaklara gideriz ki, bu görevleri tamamen es geçeriz. Peki, “hiç es geçmek” ne demek? Sadece bir kelime ya da bir deyim mi? Yoksa gerçekten arkasında derin anlamlar ve insanlar arasındaki ilişkilerdeki kırılganlıkları barındıran bir kavram mı?
Beni buna düşündüren, bir arkadaşımın geçtiğimiz hafta yaşadığı küçük ama anlamlı bir deneyim oldu. Sık sık bir araya geliriz, ancak geçtiğimiz hafta bir türlü buluşamadık. Arkadaşım, “Tamam, başka bir zaman yapalım, zaten bu hafta işlerin çoğunu es geçtim” dedi. Es geçmek kelimesi o kadar basit ve doğal bir şekilde kullanıldı ki, bir an duraksadım. Gerçekten neyi “es geçtik”? Zamanı mı, sorumlulukları mı yoksa kendimizi mi?
Bu yazıda, “hiç es geçmek” kavramının ne anlama geldiğini ve toplumsal hayatta nasıl şekillendiğini derinlemesine inceleyeceğiz. Es geçmek, sadece bir işi ertelemek ya da atlamak anlamına mı gelir, yoksa toplumun daha geniş bir olgusu olarak mı değerlendirilebilir? Tarihsel köklerinden günümüze kadar bu kelimenin nasıl evrildiğini, kültürler arası farklarını ve iş dünyası, eğitim gibi alanlarda ne kadar önemli olduğunu tartışacağız.
“Hiç Es Geçmek” Kavramı: Etimolojik Bir İnceleme
“Es geçmek” ifadesi, Türkçeye Arapçadan geçmiş bir terimdir. Arapçadaki “سهَّل” (sahhala) kelimesi, bir şeyi kolaylaştırmak anlamına gelirken, Türkçede daha çok bir şeyin göz ardı edilmesi ya da ihmal edilmesi anlamında kullanılır. Es geçmek, herhangi bir durumu, eylemi ya da düşünceyi bilinçli bir şekilde atlamak veya önemsememek olarak tanımlanabilir. Ancak bu kelimenin kullanımı, genellikle bireysel tercihler veya sorumluluklardan kaçınmakla ilişkilendirilen bir kavram olarak karşımıza çıkar.
Dilbilimsel olarak bakıldığında, es geçmek, bireyin yaşamındaki tercihleri, sorumlulukları ve öncelikleri nasıl yönlendirdiğini yansıtan bir terimdir. Ancak bu kelimenin kültürel bağlamı, bir işi ertelemekten daha derin bir anlam taşır. Es geçmek, bazen bilinçli bir eylem olsa da, bazen toplumsal yapının dayattığı zorunluluklardan kaçış da olabilir.
Tarihsel Bir Perspektif: Es Geçmek ve Toplumsal Normlar
Tarihte, sorumluluklardan kaçmak ya da işleri ertelemek, her dönemde farklı şekillerde ele alınmıştır. Es geçmek, özellikle toplumların gelişim süreçlerinde önemli bir rol oynamıştır. Es geçmek, zaman içinde bir tür itaatsizlik, ya da daha neşeli bir tabirle “özgürlük” olarak kabul edilebileceği gibi, bir tür huzursuzluk ve karmaşaya da yol açmıştır.
Es geçmenin kökleri, sanayi devrimiyle birlikte daha da belirginleşmiştir. Özellikle Batı’da, kapitalist üretim biçimiyle birlikte, bireylerin zaman ve üretkenlik anlayışları büyük bir dönüşüm geçirmiştir. 19. yüzyılda iş gücü piyasasına katılım, disiplinli bir şekilde çalışmayı gerektirmiştir. “Hiç es geçmemek”, yani sürekli verimli olmak ve sorumluluklardan kaçmamak, endüstriyel toplumda başarıyı belirleyen unsurlardan biri olmuştur.
Ancak es geçmek kavramı, iş gücü dışında da farklı şekillerde varlık gösterir. Sanat, edebiyat ve kültürle ilgilenenler, bazen “es geçmeyi” bir özgürlük biçimi olarak görmüşlerdir. 20. yüzyılın başlarında, özellikle modernist akımlar, es geçmeyi sadece işlevsel bir aksaklık olarak değil, bir özgürlük alanı olarak da değerlendiriyordu. Bu dönemde sanatçılar, toplumun normlarını es geçerek yeni anlatım biçimleri yaratmışlardır.
Günümüzde “Hiç Es Geçmek” ve Dijital Zaman
Günümüz dünyasında “hiç es geçmek” kavramı, çok daha karmaşık bir hal almıştır. Dijital çağın hızla değişen dinamikleri, bireylerin zaman anlayışını dönüştürmüştür. Sürekli bağlı olduğumuz internet, sosyal medya ve dijital platformlar, bilgiye erişimi hızlandırırken, aynı zamanda her an yapılması gereken yeni işler ve etkileşimlerle dolu bir ortam yaratmaktadır. Bu ortamda, bir şeyi “es geçmek” ya da ertelemek, bazen daha fazla işin birikmesine neden olabilir.
Birçok insan, dijital dünyada zamanın nasıl geçeceğini fark edememektedir. Özellikle gençler arasında, sosyal medya ve dijital platformlar, zamanın ne kadar hızlı geçtiğini ve nelerin es geçildiğini gösteren birer örnek haline gelmiştir. Ancak bu durum, sadece bireyler için değil, toplumsal yapılar için de geçerlidir. Günümüz toplumlarında, es geçmek, bir tür zaman kaybı olarak algılanmaktadır. Fakat bazı teoriler, bu es geçmenin insanları yavaşlatma, düşünme ve derinleşme adına gerekli bir süreç olduğunu savunur.
Hiç Es Geçmek ve İş Dünyasında Etkileri
İş dünyasında, “hiç es geçmek” kelimesi genellikle sorumluluklardan kaçma ve görevleri yerine getirmeme anlamında olumsuz bir şekilde kullanılır. Modern iş yerlerinde zamanın etkin yönetimi büyük önem taşır. Bununla birlikte, çalışanların “hiç es geçmemesi” gerektiği anlayışı, çoğu zaman aşırı iş yükü, tükenmişlik sendromu ve psikolojik baskılarla ilişkilidir. Çalışma hayatındaki bu baskılar, işlerin yapılmaması değil, insanların sürekli ve yorucu bir şekilde çalışmak zorunda kalması durumunu doğurur.
Birçok araştırma, iş yerinde sürekli yüksek performans gösteren bireylerin tükenmişlik yaşama riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Bu noktada, “hiç es geçmemek” ya da sürekli çalışmak, çoğu zaman verimliliği değil, bireysel sağlığı olumsuz etkileyebilir. Hatta, 2018 yılında yapılan bir araştırma, fazla çalışmanın yalnızca iş yerinde değil, bireylerin sosyal yaşamlarında da kötü etkiler yarattığını ve zamanla bu baskının daha fazla es geçilmesine neden olduğunu göstermektedir.
Sonuç: Hiç Es Geçmek Bir Lüks Mü?
Sonuçta, “hiç es geçmek” kelimesi yalnızca bir kavramın ötesindedir; toplumsal normları, bireysel seçimleri ve bir toplumdaki değerleri yansıtan bir düşünme biçimidir. Es geçmek, bir noktada sorumluluktan kaçmak olarak algılanabilirken, bir diğer açıdan bakıldığında, yaşamın hızına ayak uydurabilmek ve biraz duraklayabilmek için gerekli bir alan yaratmak anlamına da gelebilir. Bir sorumluluğu yerine getirmemek, bazen daha büyük bir sorumluluk almanın, ya da daha derin düşünmenin işaretidir.
Es geçmek, bazı toplumsal ve kişisel bağlamlarda önemli bir serbestlik yaratabilirken, bazı durumlarda ciddi kayıplara yol açabilir. Peki sizce, günümüz dünyasında “hiç es geçmek” aslında ne anlama geliyor? Zamanın hızla akıp gittiği bu dünyada, es geçmek, sorumluluktan kaçmak mı, yoksa dinlenmek ve düşünmek için bir fırsat mı?