İçeriğe geç

Türkçenin tarihi devirleri nelerdir ?

Türkçenin Tarihi Devirleri Nelerdir?

Türkçeye olan ilgim, aslında üniversite yıllarına dayanıyor. Ekonomi okumaya başladığımda, sayılar, grafikler, veriler benim için ön planda olsa da, dilin ve kelimelerin gücü beni hep cezbetti. Veriler ne kadar karmaşık olsa da, dil, toplumların, kültürlerin ve tarihlerin en saf izlerini barındırıyordu. Türkçenin tarihi devirleri, işte bu yüzden her zaman ilgimi çekti. Çünkü bir dil, sadece kelimelerden ibaret değil; bir halkın geçmişi, kültürü, kimliği, hatta ekonomik yapısının da bir yansımasıdır.

Ankara’da yürüyüş yaparken, kimi zaman kafelerde eski kitapları karıştırırken ya da iş arkadaşlarımla sohbet ederken, Türkçenin tarihine dair küçücük kesitler görüyorum. Belki farkında olmadan, Türkçenin tarihi devirlerine dair daha derin bir bağlantı kuruyorum. Her bir devri anlamak, bir halkın tarihsel evrimini, kültürel dönüşümünü anlamak demek. Peki, Türkçenin tarihi devirleri nelerdir?

Eski Türkçe: Orhun Yazıtları ve Uygur Dönemi

Türkçenin tarihi devirleri söz konusu olduğunda, ilk olarak “Eski Türkçe” karşımıza çıkar. Bu dönem, yaklaşık 8. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar süren bir zaman dilimidir ve Orhun Yazıtları’yla en tanınan dönemi oluşturur. O yıllarda Türkler, Orta Asya’dan batıya doğru yayılmaya başlamıştı. O dönemde dil, bugünkü Türkçeden oldukça farklıydı; ancak kelimeler, o zamanki halkın yaşamını ve inançlarını büyük bir sadelikle anlatıyordu. Orhun Yazıtları’nı ilk okuduğumda, aslında Türkçenin ne kadar köklü bir geçmişe sahip olduğunu bir kez daha fark etmiştim. Eski Türkçe, bugünkü dilimizle kıyaslandığında, oldukça zengin bir yapıya sahipti ve bu yapı, Türklerin Orta Asya’daki sosyal ve kültürel hayatını yansıtıyordu.

Bir gün, bir kafede otururken eski kitaplardan birini karıştırırken, eski Türkçede kullanılan kelimelerin, günlük yaşantımıza nasıl yansıdığını fark ettim. Mesela “bey”, “han”, “kagan” gibi kelimeler, o dönemin sosyal yapısını bize anlatıyor. Türklerin ilk yazılı eserleri arasında yer alan Orhun Yazıtları, Türk dilinin ilk izlerini taşıyor. O günlerdeki Türkçe, şimdiki Türkçeye göre çok daha aglutinatif (eklemeli) bir yapıya sahipti.

Eski Anadolu Türkçesi: Selçuklu ve Beylikler Dönemi

Eski Türkçe’nin ardından gelen bir diğer önemli devre, “Eski Anadolu Türkçesi”dir. Bu dönemde, Selçuklu İmparatorluğu’nun ve Anadolu Beylikleri’nin etkisiyle Türkçe daha da gelişmeye başlamıştır. Selçuklu döneminin başından itibaren Türkçe, Orta Asya’daki halinden farklı olarak, Anadolu’nun sosyo-kültürel yapısıyla şekillenmeye başlamıştır.

Çocukken, dedemle çok zaman geçirirdim. O da bana bazen eski Türkçe kelimeler kullanarak hikâyeler anlatırdı. Hani o eskiden “hünkar” dedikleri, “padişah” yerine kullanılan kelimeleri hatırlıyorum. Bunlar, Eski Anadolu Türkçesinin izleriydi. Selçuklular zamanında, Türkçe ilk kez resmi dil olarak kullanılmaya başlandı. Bu dönemin en önemli eserlerinden biri, mesela “Divan-ı Hikmet”tir.

Anadolu’ya Türklerin yerleşmesiyle birlikte, Türkçe, yerel dillerle etkileşime girdi. Bu dönemde, Türkçenin ses yapısında ve kelime dağarcığında bazı değişiklikler gözlemlendi. O yıllarda, yazılı eserlerin sayısı arttıkça, Türkçenin fonetik yapısındaki değişiklikler de hız kazandı. Bu dönüşüm, dilin halk arasında daha geniş bir şekilde kullanılmasına olanak sağladı.

Osmanlı Türkçesi: Türkçenin En Zengin Dönemi

Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğu ve büyüdüğü dönem, Türkçenin en zengin olduğu zaman dilimidir. Osmanlı Türkçesi, Arapçadan ve Farsçadan alınan kelimelerle büyük bir gelişim gösterdi. Osmanlı Türkçesi, hem sarayda hem de halk arasında farklı biçimlerde kullanılıyordu. Benim gençliğimde, bir akşamüstü arkadaşlarla otururken, hepimizin sosyal medyada kullandığı kelimeler üzerinde konuşmuştuk. O zamanlar bu tür dilsel değişimlerin farkında değildim, ama şimdi dilin zamanla nasıl dönüşebileceğini anlıyorum. Osmanlı dönemi Türkçesi, adeta bir köprüydü: bir tarafta Arapça, bir tarafta Farsça; tam ortasında ise zenginleşen Türkçe.

Bunun en somut örneklerinden biri, Divan edebiyatıdır. Bu dönemde şairler, hem Farsça hem de Arapçadan kelimeler kullanarak zengin bir dil ortaya çıkardılar. Tabii, Osmanlı Türkçesi halk arasında çok anlaşılır değildi; çünkü saray dilindeki bu kadar yoğun Arapça ve Farsça kelime, halkın konuştuğu dilden oldukça farklıydı. Ama yine de, dilin her iki versiyonu da Türkçeyi daha zengin bir hale getirdi.

Yeni Türkçe: Cumhuriyet ve Dil Devrimi

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte, Türkçe yeniden şekillendi. Dil devrimi, dilde sadeleşme ve yabancı kelimelerden arınma adına büyük bir adım oldu. Atatürk’ün öncülüğünde başlatılan bu devrimle birlikte, halkın daha kolay anlayabileceği, daha sade bir Türkçe kullanılmaya başlandı. Dildeki bu devrim, sadece Türkçenin yapısal değişimini değil, aynı zamanda toplumsal bir dönüşümü de beraberinde getirdi.

İstanbul’daki iş hayatımda, zaman zaman Türkçe’nin değişen yüzünü gözlemliyorum. Gençlerin kullandığı dil ile eskilerin kullandığı dil arasında büyük farklar var. Birçok kelime eski halinden uzaklaşıp, daha modern ve sade hale gelmiş. Türkçenin bu evrimi, dilin hem toplumsal bir araç olarak nasıl değiştiğini hem de günlük hayatımıza nasıl yansıdığını gösteriyor.

Sonuç Olarak

Türkçenin tarihi devirleri, aslında bir halkın tarihini, kültürünü ve sosyo-ekonomik yapısını anlamanın da bir yoludur. Eski Türkçe’den bugüne kadar, Türkçe sadece bir iletişim aracı değil; toplumların dönüşümünü, kültürlerin kaynaşmasını ve ekonomik gelişmeleri de yansıtmaktadır. Türkçenin tarihi devirlerine göz atmak, bu büyük halkın zaman içindeki değişimlerine tanıklık etmektir. Bu bakımdan, Türkçeyi sadece bir dil olarak değil, bir toplumun aynası olarak görmek çok anlamlıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

beylikduzu escort beylikduzu escort avcılar escort taksim escort istanbul escort şişli escort esenyurt escort gunesli escort kapalı escort şişli escort
Sitemap
ilbet yeni girişilbet yeni girişgrandoperabetbetexper